Sacha Boey’in Paris’in Doğusunda Göçmen Gettosunda Başlayıp İstanbul’da Zirveye Çıkıp Münih’e Uzanan Öyküsü

Türkiye’nin günlerdir dilinden düşürmediği bir futbolcu Sacha Boey. Bonuslar ve diğer detaylar dışında 30 Milyon Euro’luk rekor transfer ücretiyle Galatasaray’dan Bayern Münih’e transfer olan genç yıldız, özellikle son iki senede yakaladığı çıkışla performansını çok yükseltti. 

23 yaşındaki oyuncu, üç sene önce sadece bir milyon Euro ücretle Galatasaray’a transfer olmuştu. 

Boey’in yaşamı ise önemli kırılmalarla dolu ilham verici bir hikayeyi barındırıyor. 

Bakalım İstanbul aktarmalı Münih yolculuğu öncesi hangi yollardan geçmiş Sacha.

Montreuil isimli Paris şehir merkezinin 6 km doğusunda bir banliyöde dünyaya geldi Sacha. 21. yüzyılın ilk senesinde hayata gözlerini açan Boey, aslında pek de şanslı bir çocuk olarak doğmamıştı.

Kamerun’dan Fransa’ya göç eden bir ailenin, Paris’in doğusunda Afrika gettosunda dünyaya gelen çocuğu; kendi ifadesiyle hayatta kalmanın yolunu futbol topunda buldu.

Fransa’da yaşayan çoğu göçmen çocuğun olduğu onun gibi onun da geleceğini kurtaracak oyunun adı futboldu.

‘Futbol hayatımı kurtardı, elimden başka bir iş gelmiyordu’ sözleriyle durumunu özetliyor Sacha.

Verdiği bir röportajda çocukluğunun çok zor geçtiğini, Fransa’da topluma kabul edilmekte zorluklar yaşadığını dile getiren Sacha, Rennes takımında 17 yaşında profesyonel sözleşme imzalamayı başardı.

Hayallerine ulaşarak futbolcu olmuştu olmasına ama istediği atılımı bir türlü gerçekleştiremiyordu. Performansı yükselmedikçe de takımının geleceğinde kendisine yer olmadığını hissetmeye başladı. 

Dijon’a kiralık olarak gönderildi. Ardından Rennes’e geri döndü. 2020 yılı geldiğinde Rennes, Boey’e yapılacak teklifleri değerlendirmeye karar verdi.

Beklenen teklif ise İstanbul’dan geldi.

Galatasaray, savunmanın sağında görev yapan Boey’i 2021-2022 sezonu başında 1 milyon 150 bin Euro karşılığında kadrosuna dahil etti ve 4 yıllık sözleşme imzaladı.

Boey’in Galatasaray’a transferi Türkiye’de neredeyse hiç ses getirmedi. Taraftar forumlarında, ödenen bonservis bedelinin düşük olması öne çıkarılarak ‘en kötü bu fiyata geri gönderilir, zarar edilmez’ yorumları yapılıyordu.

Sacha’nın İstanbul’da neler yapabileceğini kimse tahmin edemiyordu. Nitekim kendisini karşılamaya sadece tek bir Galatasaray taraftarı gitmişti.

Sacha’nın Galatasaray’daki ilk sezonu pek de iyi geçmedi. Teknik direktör Fatih Terim, bu oyuncuya inanıyor ve kendisine şans veriyordu ama yaşadığı uyluk sakatlığı nedeniyle bir süre takımdan uzak kaldı.

Sezon ortasında göreve gelen İspanyol teknik adam Domenec Torrent ise Boey’i yetersiz buldu!

İspanyol teknik adamın, görevinden ayrılırken hakkında olumsuz rapor verdiği sağ bek, kadroda düşünülmediği için ikinci sezon öncesindeki hazırlık kampına götürülmedi.

Sacha’nın Galatasaray macerası büyük bir hayal kırıklığı ile bitmek üzereydi.

Sacha’nın Galatasaray kariyerindeki dönüm noktası, yerine transfer edilen vatandaşı Leo Dubois’nın yaşadığı sakatlık oldu.

Dubois sakatlanınca kadroya dahil edilen Boey, bu fırsatı çok iyi kullandı. O dönemde Galatasaray’a ikinci kez gelen Bafetimi Gomis’in büyük destek verdiği genç oyuncu, her hafta performansını daha da ileri seviyeye yükseltmeye başladı. 

Kısa zaman sonra takımın vazgeçilmez ismi oldu. 2022-2023 sezonunda elde edilen şampiyonlukta büyük pay sahibi oldu.

Bu sezonun başında Avrupa’dan gelen transfer tekliflerine rağmen takımda kalan Boey, tam anlamıyla kendisini buldu. Şampiyonlar Ligi maçlarında ortaya koyduğu başarılı mücadeleyle parlayan Fransız futbolcu, Avrupa’nın devlerinin radarına girmeyi başardı.

Ara transfer döneminde Alman devi Bayern Münih, Boey için sarı kırmızılı kulübün kapısını çaldı ve kıran kırana geçen pazarlıkların sonunda Fransız yıldız 30 milyon Euro’luk garanti ücret karşılığı Alman ekibinin yolunu tuttu.

Bu tutar, Türkiye’den bir futbolcu için ödenen en yüksek bonservis ücreti olarak tarihe geçti.

Sacha Boey, sessiz sedasız geldiği İstanbul’dan tarihe geçerek ve herkesin gönlünü kazanarak ayrıldı.

Sacha Boey, sadece iki sene önce kadroda düşünülmeyen ve kampa dahi götürülmeyen bir isimken, mücadele etmeyi bırakmayarak takımda kaldı. Kazandığı formayı da bir daha hiç bırakmadı.

Verdiği bir röportajda, çocukluğunda hayata tutunabilmek için çok çalışıp güçlü kalmak zorunda olduğunu öğrendiğini belirten 23 yaşındaki yıldız, İstanbul’da geçirdiği yılların ardından şimdi Alman devinde yeni bir maceraya başlıyor.

Tüm zorluklara, üstelik kendisinden ümit kesilmesine rağmen, asla vazgeçmeyip kendini ispatlayan kişiliği ise hem Türkiye’de hem de ülkesi Fransa’da gençlere müthiş bir ilham örneği olarak tarihteki yerini aldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir